<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Topuklu Ayakkabı</title>
	<atom:link href="http://topukluayakkabi.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://topukluayakkabi.wordpress.com</link>
	<description>Bir kadının güncel hayatı...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 May 2009 17:28:09 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='topukluayakkabi.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/bade6d41edefec746bb084dcf351261b?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Topuklu Ayakkabı</title>
		<link>http://topukluayakkabi.wordpress.com</link>
	</image>
			<item>
		<title>Sen kaç GB ediyorsun?</title>
		<link>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/21/sen-kac-gb-ediyorsun/</link>
		<comments>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/21/sen-kac-gb-ediyorsun/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 17:28:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>topukluayakkabi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://topukluayakkabi.wordpress.com/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[Başucumdaki saat ‘yine’ bana uyanmam gerektiğini haber vermek için yırtınıyor. Uykumun en tatlı yerinde, başkalarını zengin ve mutlu edebilmek için yatağımdan kalkıyorum. Bir garip hissediyorum kendimi… İstanbul’un bütün bilinmezliği sokaklara çökmüş. İnsanların bir yerlere yetişmek için birbirlerini görmezden geldiği bir şehirde yaşıyorum işte, neden kabullenemiyorum ki bu durumu! Şu her gün uykumun en tatlı yerinde [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=31&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Başucumdaki saat ‘yine’ bana uyanmam gerektiğini haber vermek için yırtınıyor. Uykumun en tatlı yerinde, başkalarını zengin ve mutlu edebilmek için yatağımdan kalkıyorum. Bir garip hissediyorum kendimi… İstanbul’un bütün bilinmezliği sokaklara çökmüş. İnsanların bir yerlere yetişmek için birbirlerini görmezden geldiği bir şehirde yaşıyorum işte, neden kabullenemiyorum ki bu durumu! Şu her gün uykumun en tatlı yerinde bırakmak zorunda olduğum yatağımda ansızın ölüversem, karşı komşum kokuyu kaç günde alır, alsa bile kaç gün sonra site yönetimine haber verir acaba… Kredisini hala ödediğim arabama otoparktaki ayrılan yer, kaç gün boş kalsa yokluğumu, pardon ‘arabamın’ yokluğunu fark ederler… Trafikte yanımda duran şu siyah arabanın şoförü, ancak ben ona çarpınca mı varlığımdan haberdar olur sizce… Gerçekte hepimiz aynı mekânları, aynı havayı paylaşıyoruz, neden birbirimizden haberdar değiliz. Bu şehirde insanların sizi bilebilmesi için illa ana haber bülteninin 25 dakikasında gösterilen bir haberde trajedik bir şekilde ölmek gerekiyor sanırsam…</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-32" title="Plaza" src="http://topukluayakkabi.files.wordpress.com/2009/05/1174766_40509785.jpg?w=300&#038;h=225" alt="Plaza" width="300" height="225" />İşte yine bir İstanbul günü başlıyor. Güneşi içinde barındırmak istemediğinden ötürü dışarı yansıtan ve çoğu insanın uzaktan baktığında gözünü kamaştıran sahte bir dünyanın yüksek tavanlı girişinden içeri giriyorum, cam kavanozların ihtişamlı karşılayışı, vay be! Kuzular yanımdan geçerken günaydın efendim diyerek, özgüvenle dolu çantalarıyla asansöre doğru ilerliyorlar. Bugün çok yavaş hareket ettiğimin farkındayım ve bunu bilinçli olarak yapıyorum.</p>
<p>Sizi hızla yukarı fırlatan ve bunu yaparken hissettirmeden size pandik atan asansörün düğmesine basıyorum, sanırım bunun sebebi bizim de onun tuşlarına umarsızca pandik atmamızdan kaynaklanıyor. Diğer katlara yolculuk eden çok önemli olduklarını düşünen insan silsilesine bütün içtenliğimle ‘iyi günler’ dileyerek asansörden iniyorum. Oysa iyi bir gün geçirmeleri umurumda değil… Yavaşça ofisime doğru ilerliyorum. Benim geldiğimi gören asistanım, hemen masasından doğruluyor ve günaydın efendim diyor. İçinden bana küfrettiğini biliyorum, ben de onun yerinde olsam bana küfrederim zaten…</p>
<p>Tam biraz kendime gelmek üzereyken asistanım birazdan bilgisayarların bakımı için teknik servisten geleceklerini söylüyor. İşlerimi gözden geçiriyorum, gereken evrakları yanıma alıyor ve şirketin en gereksiz, en saçma toplantılarından birine katılmak için ofisimi terk ediyorum. Toplantının amacı personel düşüşünü sağlayarak en yüksek verimi almak… Yani bu şirkette birileri işsiz kalacak, işsiz kalanın işini de sırf işsiz kalmamak için bir başka kişi yapacak! HR/İK titri her ne ise olan müdürümüz, başlıyor yaptığı analizleri anlatmaya, biz de dinliyoruz. Sanki saydığı kişileri birebir tanıyormuşuz gibi yorumlar yapıyoruz. Bir ara İK müdürümüz şöyle bir cümle kuruyor; Arda Bey’in yedeği Mustafa Bey bilmem ne şubemizde şu görevle çalışıyor. Yedek mi? Nasıl yani!</p>
<p>Bu cümleyi aklım almıyor, insanın yedeği olur mu?</p>
<p>Bu dünyada herkesin bir ikizi olduğu söylenir. Tanrı insanları çift yaratmış derler. Çocukken bunu duyduğumda şöyle düşünmüştüm; bu kadar insanı yaratmak kolay değil, Tanrı ne yaptıysa ikiyle çarpmış, işini kolaylaştırmış, helal olsun… Şimdi ise bir yedeğim olduğunu düşünüyorum. Tanrı bile işini garantiye alırken biz insanoğlu niye aynı yolu izlemeyelim, değil mi? Toplantı bitiyor, aklımın almadığı cümleyi aklımın herhangi bir lobunda yer bulmaya çalışırken ofisimde teknik servisi buluyorum. Teknik servis elemanlarından biri bilgisayarımdaki problemleri nasıl çözdüklerini anlatıyor. Diğeri de aynen şu cümleyi kuruyor; ‘Buyurun efendim, dosyalarınızı yedekledik. Bu da harici hard diskiniz. 500 GB’. Sekiz dakika içinde iki kere yedek kelimesi duymak beni sarsıyor. Teşekkür ederek teknik servisi ofisimden uzaklaştırıyorum.<br />
Yedek… Hayatımızı ne kadar kolaylaştıran bir kelime… Erkek arkadaşından sıkıldın mı, yedeği var. Lastiğin mi patladı, hemen değiştir bagajda stepnen var. Eşin evde seni bekliyor, olsun senin bir de metresin var. Canın seks mi istedi, e kolayı var; vibratör. Yedek penis…</p>
<p>Negatif duygularla başladığım bir günü maalesef pozitife dönüştürecek düşünceleri bulamıyorum. Özel dosyalarım, evraklarım, maillerim, fotoğraflarım ufacık siyah bir kutucukta duruyor. Topu topu 84 GB… Yani ben sadece ve sadece 84 GB’tan ibaretim. O anda fikrimin ince yerinden şu düşünce baş gösteriyor, hayatımızı daha ne kadar zipleyeceğiz, sıkıştırılmış dakikalar arasındaki gezintimiz nerede son bulacak?<br />
Nasıl bir dünya yarattık kendimize… Teknolojinin hâkimiyeti altında piksel piksel insanlar olduk. Kulağım kaşınıyor (Bu cümleyi bilinçli olarak yazdım, çünkü kulağım kaşınıyor). Eski sevgilimizi hayatımızdan mı çıkartıyoruz, hop çöp kutusuna sürükle ve bırak, bütün anılar gitti. Mailleri tek bir tuşla sil, cep telefonundan kartviziti yok et, sonra hayatına devam et… Bu kadar mı basitleştirdik kendimizi, bizi biz yapan duygular nerede? Onları nereye yedekledik ey insanoğlu…</p>
<p>Tüketimin dibine vurduk farkında değiliz. Hala daha iyi bir çamaşır makinesi, daha iyi bir mikrodalga fırın için canımız pahasına hayatlarımızı GB’lara dolduruyoruz.Size söylüyorum, alın yiyeceğinizi-içeceğinizi, bırakın bilgisayarlarınızı, kapatın cep telefonlarınızı çıkın yeşil bir alan bulun. Bırakın güneş içinize işlesin, bırakın yeşil ruhunuzu sarsın, bırakın duygularınız filizlensin. Tekrar insan olduğunuzu, ne hissediyorsanız o kadar olduğunuzu hatırlayın. Ve bu anı yedekleyin, bir daha unutmamak için…</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/topukluayakkabi.wordpress.com/31/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/topukluayakkabi.wordpress.com/31/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/topukluayakkabi.wordpress.com/31/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/topukluayakkabi.wordpress.com/31/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/topukluayakkabi.wordpress.com/31/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/topukluayakkabi.wordpress.com/31/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/topukluayakkabi.wordpress.com/31/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/topukluayakkabi.wordpress.com/31/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/topukluayakkabi.wordpress.com/31/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/topukluayakkabi.wordpress.com/31/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=31&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/21/sen-kac-gb-ediyorsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ecac48552e41cbaa0d78b832a32715b4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">topukluayakkabi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://topukluayakkabi.files.wordpress.com/2009/05/1174766_40509785.jpg?w=300" medium="image">
			<media:title type="html">Plaza</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ne kadar büyük?</title>
		<link>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/18/ne-kadar-buyuk/</link>
		<comments>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/18/ne-kadar-buyuk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 May 2009 15:09:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>topukluayakkabi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/18/ne-kadar-buyuk/</guid>
		<description><![CDATA[Hafta sonu kendi ellerimizle mahvettiğimiz dünya, ne kadar ısındığını ve bize yaşanacak ne kadar zaman bıraktığını gösterdi. Biz insanoğlu ise hava harika diyerek kendimizi dışarı attık. Bu gruba ben de dâhilim ama en azından bilinçli bir ‘tüketiciyim’. 
Kızlarla buluştuk, önce sahil kenarında güzel bir kahvaltı sonrasında ise dedikodu yapacağımız bir mekân belirledik, kahvelerimizi söyledik ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=30&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Hafta sonu kendi ellerimizle mahvettiğimiz dünya, ne kadar ısındığını ve bize yaşanacak ne kadar zaman bıraktığını gösterdi. Biz insanoğlu ise hava harika diyerek kendimizi dışarı attık. Bu gruba ben de dâhilim ama en azından bilinçli bir ‘tüketiciyim’. </p>
<p>Kızlarla buluştuk, önce sahil kenarında güzel bir kahvaltı sonrasında ise dedikodu yapacağımız bir mekân belirledik, kahvelerimizi söyledik ve başladık erkekleri çekiştirmeye… Bu arada şunu belirtmek isterim ki, kadınlar erkeklerden daha edepsizdir. Neden mi? Erkekler ilişkilerini ulu orta konuşmayı sevmezler, kadınlar ise şirketin çaycısıyla bile erkek arkadaşının penisinin büyüklüğünü konuşabilir. Erkekler genelde tek gecelik ya da önemsemediği kadınlar hakkında, mahrem dediğimiz konuşmaları yapar. Bu muhabbetin yarısı kendi performansıyla (zaten yalandan ibarettir) diğer yarısı da kadının uzuvlarıyla ilgilidir. </p>
<p>Bizler ise daha acımasızızdır. İster tek gecelik bir erkek, ister hayat arkadaşı, ister erkek arkadaşımız olsun her detayı konuşuruz ve bundan da utanmayız. Yani, (erkekler bu bölüm sizin için) kız arkadaşınızın en samimi arkadaşıyla tanıştığınız an bilin ki; o kız sizin penisinizin boyutunu, penisinizin şeklini, performansınızı, hatta sırtınızda kaç tane beniniz olduğunu biliyordur. Şimdi bu nasıl olur diyeceksiniz, cevabı çok basit. Kadınlar arasında hiçbir zaman dile getirilmemiş bir anlaşma vardır. Bir kadın bir erkekle birlikte olmuşsa, o erkek ortamdaki diğer kadınların dünya ahret ‘bacısıdır’.  Oysa erkek anlatmaz, anlatamaz. Diğer erkeklerin kız arkadaşıyla ilgili fanteziler kuracağını adı gibi bilir. Anlatmasa da kuracağını bilir ama ihtimalleri minimuma indirmek en mantıklısıdır.</p>
<p>İşte biz de böyle bir muhabbetin içindeydik. Bir cafenin kocaman minderlerinde denize karşı yatak muhabbeti yapıyorduk. Karşıdan bizi görenler emin olun dünya meselelerinden tartıştığımızı sanabilirdi. Ama konumuz o hafta hepimiz; ne yapmıştık, nasıl yapmıştık, neden yapmıştık, nerede yapmıştık, ne zaman<br />
yapmıştık, kiminle yapmıştık…</p>
<p>Tayfamızın en çok konuşanı Kalimero oturumu açıyor;</p>
<p>- Artık Ufaklık* haftanın 5 günü bende kalıyor. Sanırım ilişkimiz farklı bir yöne doğru ilerliyor.</p>
<p>*Ufaklık dememizin sebebi; Ufaklık’ın Kalimero’dan 5 yaş küçük olmasından kaynaklanıyor.</p>
<p>- E ilerler tabii 2 sene oldu dile kolay, diyorum.</p>
<p>- Öyle deme Topuklu Ayakkabı, 2 senedir bana bir kere seni seviyorum demedi ama yanımdan da ayrılmıyor. Ona sorsan biz hala çıkmıyoruz! Var mı böyle bir şey! İş çıkışı gelip beni alıyor, eve gidiyoruz, yemek hazırlıyoruz, sevişiyoruz. Annem de artık bir şey demiyor, alıştı ona. (Kalimero ile annesi aynı apartmanda oturuyor, alt katta Kalimero, üst katta annesi) Geçen gün Ufaklık’ın ailesine yemeğe gittik. Babamı da davet ettiler. Babam ‘Bu işte bir terslik var, Ufaklık’ı istemeye mi gidiyoruz’ dedi. Yerin dibine girdim. Babam haklı, bizim ilişkimiz nereye gidiyor. Artık eskisi gibi de sevişmiyoruz. 1.5 dakikada hop boşalıyor, bitti.<br />
Tamam, ben de orgazm oluyorum o arada ama…</p>
<p>- ‘Yuh, 1.5 dakikada orgazm mı oluyorsun? Nasıl oluyor o!’ diyerek gözlerini patlatıyor bizim Parti Kızı.</p>
<p>Kalimero hiç istifini bozmadan; ‘Ne yapayım, çok zevk alıyorum heriften, iyi uyarıyor beni… Baktım o gelecek, ben de geliyorum hop bitti!’</p>
<p>- Tamam, haklısın. Biraz daha sabret bakalım ne olacak Kalimero, bak benim halime hala bekliyorum. </p>
<p>Bunu söyleyen Aşk Böceği… Bu Aşk Böceği’nin hikâyesi çok acıklı, sizi en baştan uyarayım. Size şimdi anlatmayacağım onun hikâyesini korkmayın.</p>
<p>Parti Kızı, Aşk Böceği’nin sabret kelimesini hiç duymamış gibi tekrar soruyor;</p>
<p>-	Nasıl 1,5 dakikada orgazm oluyorsun, ben hala anlamış değilim!</p>
<p>Ben de onaylarcasına kafamı sallıyorum. Kalimero o müthiş kahkahalarından birini atıyor. Sıra Parti Kızı’na geliyor.</p>
<p>-	Geçen perşembe bir açılışa davetliydim, neredeyse herkes oradaydı. Sen niye gelmedin Topuklu Ayakkabı?</p>
<p>Kısa ama imalı bir cevap veriyorum: </p>
<p>-	Duş almam gerekiyordu eve gittim, bir daha da dışarı çıkmak gelmedi içimden.</p>
<p>Kalimero araya giriyor;</p>
<p>-	E o gün bendeydin sen, ne alaka anlamadım ben?<br />
Anlatacağım diyorum ve pası Parti Kızı’na veriyorum. </p>
<p>-	İşte o gece inanılmaz bir herifle tanıştım. Çok yakışıklı kızlar, inanamazsınız.</p>
<p>Ben hemen yaftayı yapıştırıyorum.</p>
<p>-	Ya gaydir ya da yatakta kötüdür. O da olmadı penisi küçüktür.</p>
<p>Hepimiz gülmeye başlıyoruz. Nedenine gelince; yakışıklı erkeklerin muhakkak bir kusuru olur. Tanrı adaletlidir, buna inanın! Bu cümleyi de unutmayın bir dahaki yazı bu konuyla ilgili…</p>
<p>Parti Kızı: Yok, penisi çok büyüktü.</p>
<p>Kalimero: Ne kadar büyüktü?</p>
<p>Parti Kızı: Valla bugüne kadar gördüklerimin en büyüğüydü.</p>
<p>Ben: Biliyorum, ölçtük biz.</p>
<p>Kalimero: O nasıl oldu be! Delirtmeyin beni, doğru düzgün anlatsanıza şunu.</p>
<p>Parti Kızı: Ben, Krakerlerden* biriyle konuşuyordum, birden yanıma geldi.</p>
<p>*Kraker, mankenlere verdiğimiz takma isim</p>
<p>Kalimero: Onu demiyorum be, geç oraları ne kadar büyüktü, nasıl<br />
ölçtünüz?</p>
<p>Parti Kızı: Aman dur yahu, kafamı karıştırdın. Gece tanıştık işte neyse bunun teknesi varmış. Beni teknesine davet etti. Şunu belirtmeliyim, muhakkak teknede sevişmelisiniz, çok zevkli. Eğer dalgalarla ritmi yakalarsanız süper oluyor.</p>
<p>Kalimero: Hadi ya, tatile çıktığımızda sıkıştırayım Ufaklık’ı teknede o zaman. Eee? </p>
<p>Parti Kızı: Gece fark ettim büyük olduğunu ama içkiliydim. Sabah uyandım ilk Topuklu Ayakkabı’yı aradım. Dedim Topuklu bu çok büyük bir şey. O da ne kadar büyük diye sordu, ben de ne bileyim dedim. Ölç o zaman dedi. Ama neyle?</p>
<p>Kalimero: Beni niye aramadın ya!</p>
<p>Parti Kızı: Ne bileyim, Ufaklık var yanında, uyuyordur diye aramadım.</p>
<p>Kalimero: Hayatında biri olunca güncel olayları kaçırıyorsun işte, tek kötü yanı o. Yeni bir pozisyon keşfettiniz mi bari?</p>
<p>Parti Kızı: Yok keşfetmedik, bildiğin seks işte. Neyse Topuklu dedi ki, eğer teknedeysen muhakkak bir Lampada Feneri ya da dürbün vardır onlarla ölç dedi. Ben de çıktım bakındım ama bulamadım. Sonra Topuklu, deodorantın var mı dedi. Hemen çantamdan aldım deodorantı gittim yanına… Telefonu da kapatmıyorum ama uyansa kepazelik yani! Yavaştan bir iki oynadım vatandaşla, hemen kalktı. Zaten sabah ereksiyonu da var işin içinde. Usulca deodorantı yanına yaklaştırdım. Vallahi deodoranttan bir iki santim büyüktü kızlar. Kalınlığı da hemen hemen aynı!</p>
<p>Kalimero: Oha! O ne be, at mı bu!</p>
<p>Ben kendimi yandaki mindere atıyorum. Gerçekten de böyle büyük penisler var. Bana çok korkutucu geliyor ama büyük penis fanları da yok değil. Bu ülkede, sırf bunun için yurt dışına seyahat eden kadınlar var, bilmem haberiniz var mı?</p>
<p>Parti Kızı şen bir kahkaha patlatıyor ve devam ediyor;</p>
<p>-	Cidden Kalimero inanamazsın, ha durun deodorantı göstereyim size.</p>
<p>Parti Kızı’nın deodorantı çantasından çıkartıp masaya koyuyor. Bir bakıyoruz % 33 daha fazla yazıyor üzerinde… Hepimiz kahkahalar atıyoruz, bütün masalar bize bakıyor ama kendimizi tutamıyoruz. </p>
<p>Ben dayanamayıp soruyorum;</p>
<p>-	Terlemeyi önledi mi bari?</p>
<p>Parti Kızı: %33 daha fazlayı sen de bir dene bakalım, terliyor musun terlemiyor musun?</p>
<p>Aşk Böceği: Sonra ne yaptın Parti Kızı, adam uyanmadı mı?</p>
<p>Parti Kızı: Yok ben hemen kaçtım yattan, bir daha içimde böyle büyük bir şey hissetmek istemedim. Hele ayık kafayla hiç çekilmez.</p>
<p>O sırada Kalimero bana dönüyor; Sen neden duş almak zorundaydın canım, hele bize bir açıkla bakalım. </p>
<p>Ben nereden başlasam acaba diye düşünüyorum, kahvemden bir yudum aldıktan sonra başlıyorum anlatmaya… </p>
<p>-	Şimdi Kalimero, sen o gün kuaföre gittin ya, ben de Love is God ile tavla oynuyordum hani…</p>
<p>Kalimero: E, dur bi dakika anlamadım?!</p>
<p>Ben anlatmaya devam ediyorum; İşte sen kuafördeyken, Love is God beni evinde tavla oynamaya davet etti. Hava da sıcaktı, ev daha serin olur dedi. Evde devam ettik tavlaya… Aslında tam tavla da oynamadık ama…</p>
<p>Kalimero: Hadi canım! Love is God ile yattınız mı? </p>
<p>Ben bombayı patlatıyorum: Evet, yattık canım…</p>
<p>Kalimero: Ne arada oldu bu be! Benden yarım saat sonra kuaföre geldin sen de. Yarım saatte neler oldu yahu, bir arkamı dönmeye gelmiyor kızım hemen bir haltlar karıştırıyorsun. Şimdi bu adam benim yan dükkân komşum, Allah canını almasın!</p>
<p>Parti Kızı: Köfteci değil mi o? Omuzları çok güzel ama yahu…</p>
<p>Ben gülerek devam ediyorum: Köfteci diye küçümsemeyin ya, hem evet omuzları çok güzel.</p>
<p>Kalimero: Bu hatun gibi cinsel hayatı aktif olan birini tanımıyorum ben! İyi miydi bari?</p>
<p>Aşk Böceği: Sana inanamıyorum Topuklu Ayakkabı!</p>
<p>Parti Kızı: Boş ver her seks kârdır, e anlat hadi Topuklu Ayakkabı…</p>
<p>Onlara anlattığımı size de anlatacağım, uzatmaya değmez. Kötüydü. Bütün köfteciler böyle değildir diye ümit ediyorum. Bu arada Love is God’ın fiziği muhteşem. Dışarıdan bakıldığında her kadının arzulayabileceği bir tipi var. Ama sorunu şu; hem erken boşalıyor hem de boşalırken kahkaha atıyor. Güler misin, ağlar mısın? Kızlarla bu konuyu da tartışıyoruz; Erkekler boşalırken neden değişik tepkiler verirler? Bu diyalogu size daha sonra aktaracağım.</p>
<p>Saate bir bakıyoruz akşamüstü olmuş bile. Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Hesabı ödeyip arabalarımıza doğru yürürken<br />
Kalimero; ben acıktım diyor. </p>
<p>Parti Kızı: Ben de acıktım ne yapsak ki?</p>
<p>Aşk Böceği: Hadi köfte yemeye gidelim!</p>
<p>Hepimiz gülerek köfte yemeye gidiyoruz. Tabii daha iyi olduğunu düşündüğümüz başka bir köfteciye…</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/topukluayakkabi.wordpress.com/30/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/topukluayakkabi.wordpress.com/30/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/topukluayakkabi.wordpress.com/30/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/topukluayakkabi.wordpress.com/30/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/topukluayakkabi.wordpress.com/30/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/topukluayakkabi.wordpress.com/30/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/topukluayakkabi.wordpress.com/30/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/topukluayakkabi.wordpress.com/30/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/topukluayakkabi.wordpress.com/30/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/topukluayakkabi.wordpress.com/30/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=30&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/18/ne-kadar-buyuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ecac48552e41cbaa0d78b832a32715b4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">topukluayakkabi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Erkekler kadınları neden kategoriye ayırır?</title>
		<link>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/erkekler-kadinlari-neden-kategoriye-ayirir/</link>
		<comments>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/erkekler-kadinlari-neden-kategoriye-ayirir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 16:50:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>topukluayakkabi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[evlenilecek kadın]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[fetiş]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[yatılacak kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/erkekler-kadinlari-neden-kategoriye-ayirir/</guid>
		<description><![CDATA[Her gün hayatımızdan bir gün daha çalan plaza hayatının yorgunluğunu atmak ve biraz nefes almak için çok eski bir arkadaşımla buluşmaya karar verdik. Biz ona burada kısaca ‘İri’ diyelim. Neden derseniz; kendisi 1.95 boyunda, 90 kilo ağırlığında kocaman bir erkek… İri’nin fikirlerine ve beynine çok saygı duyarım. İri’ye bir şey sorarsanız kesin cevabını alırsınız. RTUK [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=28&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Her gün hayatımızdan bir gün daha çalan plaza hayatının yorgunluğunu atmak ve biraz nefes almak için çok eski bir arkadaşımla buluşmaya karar verdik. Biz ona burada kısaca ‘İri’ diyelim. Neden derseniz; kendisi 1.95 boyunda, 90 kilo ağırlığında kocaman bir erkek… İri’nin fikirlerine ve beynine çok saygı duyarım. İri’ye bir şey sorarsanız kesin cevabını alırsınız. RTUK gibi kesintiler yapmaz, aklından geçen her şeyi net cümlelerle size aktarır. İri’nin bu huyunu bildiğim için uzun zamandır aklıma takılan bir soruyu onunla da paylaştım; erkekler neden kadınları kategoriye ayırır?</p>
<p>Evet, bu soruyu hep merak etmişimdir. Evlenilecek kadın, yatılacak kadın, gezilecek kadın, konuşulacak kadın… Eni sonu gezdiğin kadın da, yattığın kadın da evleniyor. Aradaki fark nedir?</p>
<p>İri içkisinden bir yudum aldı ve bu önemli soruyu cevaplamak için geriye doğru yaslandı. Başladı anlatmaya… Şimdi Topuklu Ayakkabı, hani benim daha önceki kız arkadaşımı hatırlıyorsun değil mi? Kendisi benim için çok değerliydi. Harika bir kızdı, yatakta da inanılmaz anlaşırdık. Erkeklerin fetişleri vardır, işte ben fetişlerimi onunla yaşıyordum. Beyinlerimiz de uyuşuyordu. Okuduğumuz kitaplardan tut da sevdiğimiz yönetmenlere kadar. Yani kültür farkı yaşamıyorduk. Ama dışarı çıktığımızda, yani o yanımdayken rahatsız oluyordum. Kendimi ona fazla görüyordum. Hatırlarsın biraz kilolu bir kızdı. Ki biliyorsun ben kilolu bayanları severim. Fakat biraz uzun boylu, ince topuklu ayakkabı giyen bir kadını da yanımda görmek hoşuma gider. O beni çok seviyordu, ben de onu çok seviyordum ama sadece insan olarak… Yani dediğim gibi o benim için çok değerliydi. Kız bana tapıyordu başka ne isteyebilirim ki. Ama gel gelelim olmadı işte, ben Asıl Kız’a geri döndüm (Döndüğü Asıl Kız, İri’yi zamanında terk etmişti). Asıl Kız’dan aldığım haz başka, tamam fetişlerimi onunla yaşayamıyorum. Diğer kızı da çok üzdüm biliyorum ama ne yapabilirdim ki?</p>
<p>Ben başlıyorum düşünmeye… Bir erkekle kadının ilişkisindeki en önemli nokta cinsel yaşam değil midir? Fetişler ne zaman ikinci plana atıldı? Yani evleneceğim kadın temiz pak olmalı, fetişlerimi yaşayacağım kadın ayrı mı olmalı demekti bu? Bir erkeği elde etmek için illa onu terk mi etmek gerekiyor? Bu düşüceler kafamda dolanırken, ağzımdan şu cümle çıkıveriyor, tutamıyorum; ne kadar saçma!<br />
Bir kadın bir erkeği deli gibi seviyor, onu mutlu etmek için bütün fetişlerini gerçekleştiriyor. İlişkide önceliği erkeğe veriyor, o ne derse o oluyor. Ama erkek bununla mutlu olmuyor. Tamam, anladık. Peki, hem kilolu bayanlardan hoşlandığını söyleyen, fetişlerini bunun üzerine kuran adam neden yanında kilolu bir bayan dolaştırmak istemiyor? Dış görünüş birinci plana mı yerleşti şimdi de…<br />
Olaya bir de kadın gözüyle bakalım.</p>
<p>Bu pirüpak gözüken Asıl Kız daha önce acaba kaç erkeğin fetişini gerçekleştirmiştir düşünsenize… Erkekler kadınları böyle kategorilere ayırıyorlar ama işin aslı, yani kadının aslı maalesef bu değil. Nedenine gelince; kadın o noktaya gelinceye kadar kaç erkekle birlikte olmuştur biliyor musunuz? En az on. Erkeği tanıması için zamana ihtiyacı vardır. Kadının ilk ilişkisinde canı yanar, ikincisinde saftır erkeğe yine inanır. Üçüncüsünde akıllı davranmaya çalışır, erkeği zekâsıyla korkutur ve kaçırır. Dördüncü ilişkisinde hem hafif meşrep kadını hem de akıllı kadını oynar erkeği şaşırtır ve yine kaçırır. Beşincisinde çıraklıktan çıkmıştır erkeğe değer vermez ve kendine âşık eder, ama bu ilişki maalesef kadını mutlu etmez. Altıncısı ve yedincisi beşincisine benzer. Sekizincisi çok büyük bir aşktır ama kadın aşkı yönetmeyi beceremez, evliliğe giden yolda tökezler. Dokuz tırıvırıdır. Onuncu ise bingodur!<br />
Gördüğünüz üzere pirüpak Asıl Kız… Kime göre, erkeğe göre. Kadın belli bir tecrübeye sahip olmadan erkeğe kendini nasıl lanse edeceğini bilemez. Emin olun her kadın bu yoldan geçmiştir. Her kadın tek gecelik bir ilişki yaşamış, kimi zaman bir erkeğin fetişi olmuş, kimi zamansa kendi fetişini yaşamıştır. Yani pirüpak hiçbir erkek ve kadın yoktur. Erkeğin fetişini yaşadığı o kadın, gelecekte başka bir erkeğin karısı olacaktır.</p>
<p>Böylece erkekler kadınları kategorilere ayırdıkları için her zaman mutsuz bir evlilik yaşayacak, kadınlarsa evliliklerinden mutlulukla bahsedeceklerdir.<br />
Buna benzer yaşadığım bir ilişki vardı. O’nu sonra anlatacağım ama şöyle bir üzerinden geçmek istiyorum. Yatakta inanılmaz anlaşıyorduk, kafa yapımız da çok uyumluydu ama gelin görün ki ben evlenilecek kadın değildim. Neden? Düşünce özgürlüğüm vardı, İstanbul kızıydım, fetişlerimden utanmıyor ne istediğimi biliyordum, sorduğu her soruya dürüstlükle cevap veriyordum. Bugüne kadar kaç kere âşık oldun Topuklu Ayakkabı? Bir kere. Kaç erkekle birlikte oldun Topuklu Ayakkabı? Şu kadar. Sonuç: Ben orospu oldum. Biliyorum ki O, hiçbir zaman mutlu olamayacak, çünkü kafasında yarattığı kadın profili bu dünyada yaşamıyor. Ve şunu da söylemekten çekinmeyeceğim, bulup bulabileceği en iyi kadın maalesef benim… Çünkü en iyi kadın, dürüst kadındır.</p>
<p>İşte erkekler kendilerini böyle mutsuz etmeyi başarırlar. Kadınlar da kendilerini olmadıkları bir kadınmış gibi lanse etmeyi öğrenirler. Evlilikler de öyle mutsuz mutsuz yürüyüp gider…</p>
<p>Bir dahakine kadınlar erkekleri neden kategoriye ayırır?</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/topukluayakkabi.wordpress.com/28/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/topukluayakkabi.wordpress.com/28/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/topukluayakkabi.wordpress.com/28/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/topukluayakkabi.wordpress.com/28/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/topukluayakkabi.wordpress.com/28/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/topukluayakkabi.wordpress.com/28/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/topukluayakkabi.wordpress.com/28/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/topukluayakkabi.wordpress.com/28/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/topukluayakkabi.wordpress.com/28/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/topukluayakkabi.wordpress.com/28/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=28&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/erkekler-kadinlari-neden-kategoriye-ayirir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ecac48552e41cbaa0d78b832a32715b4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">topukluayakkabi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bir ayrılık hikayesi&#8230;</title>
		<link>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/bir-ayrilik-hikayesi/</link>
		<comments>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/bir-ayrilik-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 13:42:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>topukluayakkabi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ayrılık sonrası yaşanan psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlara danışmak]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık sonrasındaki süreç]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrılık şarkıları]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[üzülmek]]></category>
		<category><![CDATA[erkek-kadın ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[iPod]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul trafiği]]></category>
		<category><![CDATA[maillerini kontrol etmek]]></category>
		<category><![CDATA[radyo]]></category>
		<category><![CDATA[sevgilinden ayrılmak]]></category>
		<category><![CDATA[telefon beklemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://topukluayakkabi.wordpress.com/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[Saçma bir günün ardından bazen kaçış yolu, İstanbul’un trafiği olabiliyor. Düşünmenizi sağlayan o kadar zaman oluyor ki arabada çözümünü bulamadığınız sorularınızı, hatta gizli köşede kalmış hatalarınızı eski sandıklardan bulup tekrar masaya yatırabiliyorsunuz. Tabii radyo da sizin en büyük destekçiniz oluyor.
Bu aralar ne kadar çok ayrılık şarkısı türedi farkında mısınız? Radyolar bütün gün bu anlamsız şarkıları [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=19&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Saçma bir günün ardından bazen kaçış yolu, İstanbul’un trafiği olabiliyor. Düşünmenizi sağlayan o kadar zaman oluyor ki arabada çözümünü bulamadığınız sorularınızı, hatta gizli köşede kalmış hatalarınızı eski sandıklardan bulup tekrar masaya yatırabiliyorsunuz. Tabii radyo da sizin en büyük destekçiniz oluyor.</p>
<p>Bu aralar ne kadar çok ayrılık şarkısı türedi farkında mısınız? Radyolar bütün gün bu anlamsız şarkıları çalmaktan bıkmıyor. Allah’tan iPod var. Ben en çok hareketli notalar eşliğinde ayrılığın anlatıldığı şarkılara şaşırıyorum. Bir insan sevgilisinden ayrıldığı zaman üzülür değil mi ya da kötü giden bir ilişkidir, kurtulduğuna sevinir ki bu bile ilk başta buruk bir sevinçtir. Ama şimdiki nesil öyle mi? Ayrıldıkları için göbek atıyorlar, olmadı Bebek’te bir tur atıyorlar, o da olmadı barlarda kucak dansı yapıyorlar. Tamam, ayrılın. Üstüne ayrıldığınız için şarkı da yazın, ama bu kadar da ruhsuz olmayın yahu!</p>
<p>Ex List’imi ister istemez gözden geçirdim tabii o sırada… Kayıtlara geçsin istiyorum: Resmi olmasa da şöyle bir kural vardır; bir ilişkiyi unutmak için, o ilişki sürecinin yarısı kadar zaman gereklidir. Bunu sakın unutmayın.</p>
<p>Ayrılığın ardından şöyle bir süreç yaşarsınız…</p>
<p>İlk hafta buruk geçer, durumu kabullenmeye çalışırsınız ve duygularınızı ötelersiniz. İkinci hafta kalbiniz zonklamaya başlar. Onun tenini, kokusunu özlersiniz. Birlikte geçirdiğiniz zamanlar aklınıza gelir, hüzünlenirsiniz. En iğrenç halleri bile size o anda kusursuz gelir. Telefonda, bütün arkadaşlarınıza onu ne kadar sevdiğinizi, bu ayrılığı hak etmediğinizi anlatırsınız.</p>
<p>Üçüncü hafta onun hala sizi sevdiğine kendinizi inandırır, bütün iletişim araçlarınızı yakınınızda tutarsınız. Paranoyakça hareketler bu hafta devreye girer. Periyodik olarak cep telefonunuzu, maillerinizi kontrol etmeye başlarsınız. Acaba ben mi arasam diye çevrenizdeki herkesi taciz edersiniz. Akıllı dostlarınız aramamanız gerektiğini üstüne basa basa söylerler. Duygularıyla hareket eden IQ’su şüpheli arkadaşlarınız aşkta gurur olmaz diyerek size gaz verirler. Teşhisi konulmamış bir hasta gibi herkesten medet umarsınız. Dördüncü hafta sinirlenmeye başlarsınız. Çünkü siz mükemmel kadınsınızdır, aranmalısınızdır.</p>
<p>Beşinci hafta, etkinliklere açıksınızdır. Arkadaşlarınızla buluşur, normal hayata dönmüş gibi davranırsınız. Bir şekilde onunla pişti olmayı umarsınız. Ama bu sadece sizde gizli bir istektir. Onu soranlara ‘Boş ver onu, sen ne yaptın Berkecan’la?’ (Çocuğunun adını hangi insan evladı Berkecan koyar, bu profili hep çok merak etmişimdir) diyerek soruyu soruyla geçiştirirsiniz. Altıncı hafta, resmen eski erkek arkadaşınıza küfretme hakkını kendinizde bulursunuz. Onunla geçirdiğiniz günlerinize yanarsınız.</p>
<p>Bu bahsettiğim altı haftalık dönem 3 aylık ilişkiler için geçerlidir. Eğer ilişkiniz daha uzunsa şöyle hesaplayabilirsiniz. Örneğin bir senelik bir ilişkiniz var, bahsettiğim dönemi 4 ile çarpın, sonuç ortada…</p>
<p>Size küçük bir tüyo vereyim. Bir erkek üç hafta içinde aramazsa gitmiştir haberiniz ola (İster bir senelik bir ilişkiniz olsun, ister üç günlük fark etmez). Erkek bizim yaşadığımız süreci daha compact yaşar. Bunun nedeni tabii ki bizizdir, o kadar kapsamlı düşünürüz ki hedefe odaklanmamız zaman alır. Konuyu dağıtırız. Arkadaşlarımızı olaya dâhil ederiz, boşuna zaman ve enerji tüketiriz. Oysa erkek daha nettir, sakız gibi uzatmaz mevzuyu, soruna odaklanır; kararını alır ya gider ya kalır.</p>
<p>Tam ben hesap yaparken trafik yavaştan açılmaya başladı. Yanıma siyah bir araba denk geldi. 20 ile tıngır mıngır ilerliyoruz ikimizde, arada duruyoruz. Onun bana baktığını hissediyorum. Hafiften kafamı o yöne doğru çeviriyorum ve göz göze geliyoruz. Küçük bir tebessüm ediyor çocuk, kafamdaki bütün hesapları sıfırlıyor. Anlıyorum ki hayat devam ediyor.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/topukluayakkabi.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/topukluayakkabi.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/topukluayakkabi.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/topukluayakkabi.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/topukluayakkabi.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/topukluayakkabi.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/topukluayakkabi.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/topukluayakkabi.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/topukluayakkabi.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/topukluayakkabi.wordpress.com/19/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=19&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/bir-ayrilik-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ecac48552e41cbaa0d78b832a32715b4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">topukluayakkabi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Üç saniye kaç dakikadır?</title>
		<link>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/uc-saniye-kac-dakikadir/</link>
		<comments>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/uc-saniye-kac-dakikadir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 13:38:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>topukluayakkabi</dc:creator>
				<category><![CDATA[fanteziler dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[öğle yemeği]]></category>
		<category><![CDATA[Cam kavanoz]]></category>
		<category><![CDATA[cam masa]]></category>
		<category><![CDATA[dahi]]></category>
		<category><![CDATA[fantezi]]></category>
		<category><![CDATA[fişlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[fotokopi makinesi]]></category>
		<category><![CDATA[plaza hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[saniye]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal işler]]></category>
		<category><![CDATA[stajyer]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://topukluayakkabi.wordpress.com/?p=17</guid>
		<description><![CDATA[Cam kavanozların (Yeni takip edenler için, cam kavanoz: plaza) içlerini bilirsiniz. Yani çok farklı bir dizaynı yoksa genelde hepsi aynıdır. Tabii benim çalıştığım yer tam standartlara uygun, bildiğin cam kavanoz işte… Kare açık bir alan, köşelere cam bölmelerin ardına yöneticileri yerleştirmişler. Aynı satranç tahtası gibi piyonlar ortada, bizler köşelerdeyiz. Bir de sokak gibi piyonların etrafını [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=17&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Cam kavanozların (Yeni takip edenler için, cam kavanoz: plaza) içlerini bilirsiniz. Yani çok farklı bir dizaynı yoksa genelde hepsi aynıdır. Tabii benim çalıştığım yer tam standartlara uygun, bildiğin cam kavanoz işte… Kare açık bir alan, köşelere cam bölmelerin ardına yöneticileri yerleştirmişler. Aynı satranç tahtası gibi piyonlar ortada, bizler köşelerdeyiz. Bir de sokak gibi piyonların etrafını saran bir koridor var. Herkes oradan yürüyor, bant sistem. Fotokopi-faks benim tarafımda, tuvalet ise diğer bir yöneticimizin olduğu köşede. Bu yöneticimiz Family Guy’daki Stewie Griffin’e benziyor. Gelişmemiş bir tarafı var sanki adamın, bir garip işte. Her gördüğünüzde gülebileceğiniz bir tip kendisi… Sanırım onu da bilerek o köşeye koydular psikolojik baskı yapıyorlar, çünkü Stewie’nin prostatı varmış. Nerden mi biliyorum, tabii ki sosyal işlerden…</p>
<p>Geçen gün yemekteyken sosyal işlerde çalışanlarla karşılaştık. Ayıp olmasın diye yanlarına oturdum mecburen, yemekler söylendi. Ben saate bakıyorum ki hani sevmediğim bir muhabbet olursa acilen kaçacağım. Bütün gün aç kalmaya razıyım anlayacağınız…. Başlıyorlar dedikoduya kızlar;</p>
<p>- Biliyor musun, …. Hanım geçen gün hamilelik testi yaptırmış, bugün geldi faturası elime. Çok şaşırdım, yeni boşanmamış mıydı o?<br />
- A cidden mi, acaba kiminle birlikte?<br />
- Stewie Bey’in de prostatı varmış. Gördün mü geçen gün tahlillerinin dökümü geldi.</p>
<p>Donup kalıyorum, masadan ‘kibarca’ ayrılıyorum. İçimden nasıl da fişliyorlar bizi diyorum ve yemeğimi yemeden ofise dönüyorum. İster istemez düşünmeye başlıyorum; daha hayatlarının başlarında olan iki kız, sistemin düzenine kendilerini öyle bir kaptırmışlar ki, dedikodu mekanizmaları bile bizimle ilgili. Erkek arkadaşlarınızdan bahsedin, konserlerden, tiyatrolardan ya da yeni çıkan bir kitaptan… Hayır, BBG evi gibi kimin ne hastalığı var onu takip ediyorlar. Oysa onların işler sadece sağlık faturalarını onaylamak ve tüzüğe uygun bir şekilde işleme sokmak…</p>
<p>Cam kavanoza geri dönüyorum ve bir kahve söylüyorum. Tam o sırada bizim ‘Dahi’ ofisimin önünden geçiyor ve faks makinesinin başında beklemeye başlıyor. Kolunu makineye dayıyor, uzaklara bir bakış fırlatıyor. Beynimde şu şarkı playa basıyor; It’s a Man’s World… But it wouldn&#8217;t be nothing, nothing without a woman or a girl. Ah diyorum içimden kimse senin kıymetini bilmiyor. ‘Dahi’ uzaklara bakarken faks makinesi arızaya geçiyor! Faks makinesine sinirleniyor, o asabiyet ona faklı bir cazibe katıyor.</p>
<p>Bizim ‘Dahi’ eğiliyor ve makineyi açıp tekrar kapatıyor. Eğilince poposu daha da ortaya çıkıyor (Her erkekte olmayan bir özelliği var vücudunun; normalde erkeklerde bel oyuğu olmaz düz iner, ama bizim Dahi’nin sanki bel oyuğu var. Bu oyuk onun kalçalarını ve poposunu daha da belirginleştiriyor, omuzlarını ortaya çıkartıyor). Ben kahvemden bir yudum alıyorum ve başlıyorum onu izlemeye… Sağına soluna bakıyor faks makinesinin, baktı olmayacak içini açıyor. Ben inanılmaz tahrik oluyorum. Neden diyeceksiniz?</p>
<p>Kadınlar böyle durumlarda tahrik olabilir. Hep fıkralarda anlatılan sahneler gerçekte yaşanıyor. Tüpçü, elektrikçi, sucu, Digiturk müşteri temsilcisi yani tedarikçi olan bütün erkekler kadınları tahrik edebilir. Bu kadının doğasında vardır. Eski zamanlarda kadınlar mağaralarında takılırken, erkekler avlanmaya çıkarlarmış. Erkek tedarikçi, kadınsa tüketiciymiş. Şimdi baktığınızda kadın da tedarikçiliğe soyundu. Ama kadının doğasında var bu, engelleyemez.</p>
<p>Dahi de ise daha farklı bir hava var. Sorun odaklı değil, çözüm odaklı düşünüyor. Aşağıdan teknik servis çağırabilirdi ama sorunu kendisi çözmeye çalıştı. Hoşuma gidiyor onu izlemek… O farkına varmadan usulca yanaşsam arkasından, beline sarılsam. Boynundan öpsem, kravatını çözsem, sonra o da bu duruma çözüm odaklı yaklaşsa fena mı olurdu? Belki sarsıntıdan dolayı faks makinesi de kendine gelirdi kim bilir…</p>
<p>Bu sahneleri geçirirken aklımdan, Dahi bir anda arkasını döndü ve bana baktı. Sanki anladı! Öyle bir süzdü ki beni, elimdeki kahve fincanını yere düşürecektim. Bu ofise ilk geçtiğimde cam masa beni biraz huzursuz etmişti ama şimdi cam masam olduğu için şükrediyorum. Onun da beni arzuladığını bu cam masa sayesinde anladım. Aşağıdan yukarıya süzdü beni, yaklaşık üç saniye sürdü ama saatler gibi geldi bana…</p>
<p>Ben hızlı bir hareketle kahve fincanını elimden bırakıp, bilgisayarımın başına döndüm. Dahi ise yavaş adımlarla koridordan geçip cam kavanozun kendine tahsis ettiği masasına gitti… Şu an için bu hikâye burada bitti ama dedim ya sadece şu an için!</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/topukluayakkabi.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/topukluayakkabi.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/topukluayakkabi.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/topukluayakkabi.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/topukluayakkabi.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/topukluayakkabi.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/topukluayakkabi.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/topukluayakkabi.wordpress.com/17/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/topukluayakkabi.wordpress.com/17/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/topukluayakkabi.wordpress.com/17/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=17&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/uc-saniye-kac-dakikadir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ecac48552e41cbaa0d78b832a32715b4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">topukluayakkabi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bir sperm, bir dilim pastaya eşittir!</title>
		<link>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/bir-sperm-bir-dilim-pastaya-esittir/</link>
		<comments>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/bir-sperm-bir-dilim-pastaya-esittir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 13:31:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>topukluayakkabi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başkası hamile kaldıysa bana ne!]]></category>
		<category><![CDATA[plaza hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[3+1]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn banyosu]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik düzenlemek]]></category>
		<category><![CDATA[friend feed]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[House]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[kutlama]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[Suzan Avcı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://topukluayakkabi.wordpress.com/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[Dün öğlen yaşadığım duygu karmaşasından kurtulmam kolay olmadı. Beni diğer insanlardan ayıran ve odamın metrekaresini belirleyen kocaman cam bölmenin ardında, çok önemli şeyler yapıyormuş gibi davandım. Kısacası bütün gün çalışıyormuş gibi yaptım. İnternette öyle gezindim durdum. Friend Feed’de benim hakkımda yazılanları okudum. Neden gizliyormuşum kendimi, adımı neden açıklamamışım gibi gibi… Tabii onlar da haklılar, kim [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=14&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Dün öğlen yaşadığım duygu karmaşasından kurtulmam kolay olmadı. Beni diğer insanlardan ayıran ve odamın metrekaresini belirleyen kocaman cam bölmenin ardında, çok önemli şeyler yapıyormuş gibi davandım. Kısacası bütün gün çalışıyormuş gibi yaptım. İnternette öyle gezindim durdum. Friend Feed’de benim hakkımda yazılanları okudum. Neden gizliyormuşum kendimi, adımı neden açıklamamışım gibi gibi… Tabii onlar da haklılar, kim olduğunu bilmedikleri birisi onları eklemek istiyor listesine. Ama bence asıl mesele şu; adım Suzan Avcı olsa ne olacak, Topuklu Ayakkabı olsa ne fark edecek. İkisi de onlar için aynı değil mi? Nasıl olsa beni tanımıyorlar. Suzan Avcı’dan da aynı infoyu alacaklar, Topuklu Ayakkabı’dan da…</p>
<p>İlk gün için iyi bir başarı yakaladım sanırım 130 kişi profilimi ziyaret etmiş. Tam 9 kişi de beni takibe almış. Google Reader’a ekleyenleri bilemeyeceğim tabii… İşte böyle dakikaları sayarken saat dört gibi bir ileti geldi. Alt kattaki bir arkadaşımız hamileymiş. Bu güzel haberi kutlamak için beşte büyük toplantı odasında toplanacakmışız. Bir anda beyin dalgalarım değişti, kimyam bozuldu. Bu boş işlerle uğraşan bir asistanımız var. Herkesin doğum gününü bilir, önemli olayları kutlamak için bütün şirketi organize eder ve ne ilginçtir ki bunu ulvi bir görev olarak görür.</p>
<p>Geçen gece House’un hastası değişik bir rahatsızlığa yakalanıyor (Her zamanki gibi). Aklından geçenleri söylemekten kendini alıkoyamıyor. Bir solukta izlediğim dizilerden birisidir House. İşini doğru yapan aksi bir dahidir ve House karakteri hayatımın erkeğidir. Dahi dedim de bizimki geldi aklıma, of neyse.</p>
<p>İşte o hastanın bir repliği gece vakti hayatımın merkezine oturdu. ‘Çok zeki olmayan insanlar etkinlikler düzenleyerek, kitleleri harekete geçirir ve bundan mutlu olurlar’ dedi adam karısına… Kadın Meme Kanseri için yürüyüş düzenliyordu. İlk başta çok acımasızca geliyor değil mi? Ama irdeleyin altını, çok ciddi bir felsefe yatıyor. Adam yerden göğe kadar haklı! İşte bizim alt kattaki böyle ‘önemli’ organizasyonları yapan kuzu da aynı mantıkta yaşıyor. Alt metni okursanız şu sonuç çıkıyor, organizasyonları aslında kendisi için düzenliyor (Aslında ile başlayan her cümle gerçekte yalandır demişti bir arkadaşım ama bu cümlede yalan yok). Tebrik almak için, takdir edilmek için yapıyor. Başka meziyeti yok ki!</p>
<p>Bir yönetici olarak, en profesyonel tavrımı cam kafesimin arkasında sırtıma giyiyorum ve alt kata iniyorum. Herkes toplanmış, gülüyor, birbirlerine fıkralar anlatıyor. Çocuğun hangi burca denk geleceği konuşuluyor. Cinsiyeti tahmin ediliyor. Erkekler erkek olacağını, kadınlarsa kız olacağını söylüyor. Bir takım elbisesine iddiaya girenler bile oluyor. Tabii erkekler doğal olarak çocuğun erkek olacağını iddia ediyorlar, doğaları böyle… Sanki onu dölleyen yumurta bir kadına ait değil. Üstüne üstlük bir erkeğin erkek olabilmesi için bizim kromozomlarımıza sahip olması gerçeğini dikkate almayarak kurulan cümleler arasında kayboluyorum. Bir köşede bizim Dahi’yi görüyorum. Çok kısa bir göz teması kuruyoruz. Gülümsemek istiyorum ama ağzımda pasta var. Ha, tabii bir de ben yöneticiydim değil mi? Bir stajyere nasıl gülümseyebilirim ki?!</p>
<p>Kafamın içinden şu cümleler sıyrılıyor. Bu alt kattaki arkadaşımız eşiyle uzun ya da kısa süren, orgazmla sonuçlanan veya sonuçlanmayan birkaç dakika geçirdi diye burada toplanmış pasta yiyoruz. E o zaman saat başı pasta yememiz gerekmez mi? Sırf bir sperm doğru yolu buldu diye bu hengâme niye?</p>
<p>Şimdi diyeceksiniz ki sen çocuk düşmanı mısın? Hayır, tam tersi dünyada istediğim tek şey bir çocuk sahibi olmak. Hatta bugün şöyle bir araştırma yaptım. Malum hepimizin dehşetle izlediği Mardin Katliamı ve ortada kalan tam 70 çocuk. 35&#8242;i ise hem annesiz, hem de babasız… Nasıl bir trajedidir? İç İşleri Bakanlığı’nı aradım, evlat edinmek ya da koruyucu aile olmak için neler yapabilirim diye. Aldığım cevapları hiç bu blogda anlatmayacağım ama elinde silahla gezen bir adam bu çocukların annelerini ve babalarını hiç gözü kırpmadan bir saniyede öldürüyor, iyi niyetli bir yaklaşımın hayata geçmesi devlet tarafından bilmem kaç ay erteleniyor…</p>
<p>Gelelim bizim hamile arkadaşımıza. Neden bu kadınların çocuk doğurmasına karşıyım biliyor musunuz? Çünkü bu çocuklar hiçbir zaman onların olmayacak. Anneleri ve babaları bu cam kavanozlardaki havalandırma sistemiyle oksijen ihtiyaçlarını karşılarken, onlara evde hiç tanımadıkları bir kadın bakacak. Anne çalışması gerektiğini yoksa bakıcı parasını karşılayamayacağından yakınacak. Oysa işten ayrılsa çocuğuna kendi de bakabilir. Ama yok, bilmem ne sitesinden aldıkları 3+1 evin kredisini ödemeleri gerekecek, o yüzden işten ayrılamaz. Kendini de şu düşünceyle aklayacak, ileride çocuğuma iyi bir gelecek bırakacağım. Nasıl bırakacaksın? O ilk kelimesini söylerken, ilk adımlarını atarken yanında olmamakla mı? Okuldan eve geldiğinde o çok değer verdiğin 3+1 evin kapısını çocuk kendi anahtarıyla açarken mi onun geleceğini sağlama alıyorsun? Palavra!</p>
<p>Tabii çok istisnai durumlar da var. Onlara haksızlık edemem. Anne-baba boşanmıştır ya da birisinden birisi vefat etmiştir ve ebeveyn çalışmak zorundadır. Bunlara hiçbir lafım yok. Anne ve baba çalışıp o ayı zor denkleştiriyorlardır, lafım yok. Demek istediğim şudur; sadece standartlarını yükseltmek için çocuklarını ikinci plana atan ebeveynleredir lafım…</p>
<p>Ebeveyn demişken şunu hep merak etmişimdir (Yukarıda evden de bahsetmişken); ebeveyn banyolu evler, karı-kocaya özgürlük sağlar mı? Yani hanım gel hadi sevişelim diye götün götün sokulan erkeğe ‘Dur yapma çocuklar uyanacak!’ cümlesini İstanbul’da söyleyen çok küçük bir kesim kalmıştır herhalde… (Zannedilmesin ki diğer koşullarda yaşayan aileleri düşünmüyorum, tabii düşünüyorum ama o küçücük evde 8 çocuk yapan aileler var sadece takdir etmekle yetiniyorum). Kadının tek çıkış yolu duş oluyor tabii. ‘Amaaaan şimdi kalk git duş al, ses olur! Yapma, yapma beeeh!’ Ebeveyn banyo var artık! Ne olacak, kadının bütün kaçış yollarını bu mimarlar kapatıyor yahu! Kesin bu ebeveyn banyoyu icat eden bir erkektir, bakın söylemedi demeyin… Klasik baş ağrısı numarası da sökmez bu saatten sonra neden çünkü ev Feng Shui ile döşenmiştir. Yani eni sonu sen bu adamla yatacaksın der yeni nesil!</p>
<p>Neyse işte ben bunları düşünerek yediğim pastanın ardından, arkadaşımı ‘büyük bir içtenlikle’ kutluyorum. Otoparka inip arabama biniyor ve en saçma ruh halimi takınıp İstanbul sokaklarında evimi bulmaya çalışıyorum. 3+1, ebeveyn banyolu evimi…</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/topukluayakkabi.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/topukluayakkabi.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/topukluayakkabi.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/topukluayakkabi.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/topukluayakkabi.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/topukluayakkabi.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/topukluayakkabi.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/topukluayakkabi.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/topukluayakkabi.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/topukluayakkabi.wordpress.com/14/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=14&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/bir-sperm-bir-dilim-pastaya-esittir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ecac48552e41cbaa0d78b832a32715b4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">topukluayakkabi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Orta şekerli bir orgazm&#8230;</title>
		<link>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/orta-sekerli-bir-orgazm/</link>
		<comments>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/orta-sekerli-bir-orgazm/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 13:27:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>topukluayakkabi</dc:creator>
				<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[asansör]]></category>
		<category><![CDATA[asansörde seks]]></category>
		<category><![CDATA[fantezi]]></category>
		<category><![CDATA[havai fişek]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm]]></category>
		<category><![CDATA[orta şekerli türk kahvesi]]></category>
		<category><![CDATA[parfüm]]></category>
		<category><![CDATA[stajyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://topukluayakkabi.wordpress.com/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[Biraz önce ‘Dahi’ ile asansörde karşılaştık. Çocuk nasıl çekiniyor benden size anlatamam. Gözler yerde, en efendi duruşu ile ufak bir selam ve asansördeyiz… Hollywood filmlerinde gördüğümüz sahneler aklıma geliyor. Kadınla erkek asansöre biner. Asansörün kapısı yavaşça kapanır, kadınla erkek çok sakindir. Asansörün kapısı kapandığı anda, kadınla erkek sevişmeye başlar. Erkek kadını asansörün duvarına dayar, kadının [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=12&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Biraz önce ‘Dahi’ ile asansörde karşılaştık. Çocuk nasıl çekiniyor benden size anlatamam. Gözler yerde, en efendi duruşu ile ufak bir selam ve asansördeyiz… Hollywood filmlerinde gördüğümüz sahneler aklıma geliyor. Kadınla erkek asansöre biner. Asansörün kapısı yavaşça kapanır, kadınla erkek çok sakindir. Asansörün kapısı kapandığı anda, kadınla erkek sevişmeye başlar. Erkek kadını asansörün duvarına dayar, kadının bacakları erkeği sarar, düğmeler ihtirasla açılır ve ince çığlıklarla sevişilir. Aklımdan aynen bunlar geçiyor. Ama yapamıyorum, tabii bu yapmayacağım anlamına gelmiyor.</p>
<p>Bu cam kavanozun içinde kaç kişiyiz bir düşünsenize, her katta duruyor asansör malum öğle tatili. Kalabalığız herkes birbirine selam veriyor, gülümsüyor sanki birbirlerini çok sever ve sayarmışçasına… ‘Dahi’nin inanılmaz hoş bir kokusu var, parfümü bütün asansörü sarıyor ya da ben sadece onun kokusunu soluyorum o ucuz parfüm kokuları arasında… Göğsümün arasından ufak bir damla aşağı doğru süzülüyor, yutkunuyorum.</p>
<p>Asansör o kadar hızlı ki sanki bir cam kavanozun içinde havaya fırlatılan havai fişekler gibiyiz. Her katta duran asansör yıldızlarını bir bir etrafa saçıyor. Yalnız kalmak istiyorum onunla, hiçbir şey yapmasak da olur. Öyle birlikte uzanalım göğe, tek tek yıldızlarımızı saçalım, gündüz vakti ışıldayalım istiyorum.<br />
Asansör bizim kata geliyor, birkaç kişiyle birlikte iniyoruz. Kimsenin bilmediği yıldızlar misali, kalabalığa karışıyoruz. İçimizde patlayan havai fişeklerle masalarımıza oturup kimsenin yapmaktan hoşlanmadığı ama büyük bir hırsla sarıldığı işimizin başına dönüyoruz.</p>
<p>İstanbul manzarasına karşı bir Türk kahvesi söylüyorum. Sanki orgazm olmuşum da keyfini çıkartmak istiyorum…</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/topukluayakkabi.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/topukluayakkabi.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/topukluayakkabi.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/topukluayakkabi.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/topukluayakkabi.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/topukluayakkabi.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/topukluayakkabi.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/topukluayakkabi.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/topukluayakkabi.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/topukluayakkabi.wordpress.com/12/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=12&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/orta-sekerli-bir-orgazm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ecac48552e41cbaa0d78b832a32715b4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">topukluayakkabi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Profesyoneller Ligi</title>
		<link>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/profesyoneller-ligi/</link>
		<comments>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/profesyoneller-ligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 13:21:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>topukluayakkabi</dc:creator>
				<category><![CDATA[iş yemeği]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[dekolte]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler günde kaç kez seksi düşünür?]]></category>
		<category><![CDATA[fantezi]]></category>
		<category><![CDATA[iş toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Japon]]></category>
		<category><![CDATA[kriz toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[penis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://topukluayakkabi.wordpress.com/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Geçen gün 6,5 saat süren bir toplantıya katıldım. Malum kriz var, şirket politikaları tekrar gözden geçiriliyor, bilançolar açıklanıyor, pazar payı raporları masaya yatırılıyor, yurt dışı yatırımcımızın bizden talep ettikleri tartışılıyor falan da falan… Toplantı salonunda 46 kişiyiz. 14 kadın-32 erkek… Her söylenene karşılık sorular soran ben; takriben 6,5 saat içinde 29 erkekle birlikte oldum.
Nasıl mı?
Bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=10&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Geçen gün 6,5 saat süren bir toplantıya katıldım. Malum kriz var, şirket politikaları tekrar gözden geçiriliyor, bilançolar açıklanıyor, pazar payı raporları masaya yatırılıyor, yurt dışı yatırımcımızın bizden talep ettikleri tartışılıyor falan da falan… Toplantı salonunda 46 kişiyiz. 14 kadın-32 erkek… Her söylenene karşılık sorular soran ben; takriben 6,5 saat içinde 29 erkekle birlikte oldum.</p>
<p>Nasıl mı?</p>
<p>Bir erkeğin günde ortalama ‘120’ kere seksi düşündüğünü açıklayan araştırmalar var, yani bir erkek 12 dakikada bir seksi aklından geçiriyor. Demek biz kadınlar hiç bilmediğimiz bir dünyada kaç erkekle sevişmişizdir bir düşünün… Mesela odaya bir kadın girdi; erkek ilk başta o kadınla kafasında sevişir, kalçalarını yoklar, kadının göğüslerinin arasından dünyaya bakar sonra iletişime geçer. Bazen ikisini aynı anda yapanlar da vardır. Ama sakın korkmayın, yaş ilerledikçe erkekler bu konuda profesyonelleşir. Siz anlamdan o işini çoktan bitirmiştir. İşte ben de 6,5 saatte 29 ‘profesyonel’ erkekle birlikte oldum. Tabii aynı zamanda iş de konuştum. Yani bu profesyonel adamların arasında kala kala ben de profesyonel bir ‘kaşar’ oldum.</p>
<p>Çok yorucu bir toplantıydı… Özellikle Satın Alma Müdürü ile kaç tur seviştim inanın bilmiyorum, kendisi bana çok öfkeliydi. Sözcüklerle açıklamasa da gözlerinden anladım.</p>
<p>Geçen akşam ise hiçbir zaman anlam veremediğim iş yemeklerinden birine katılmak zorunda kaldım. Japonya’dan gelen misafirlerimizi İstanbul’un bilindik bir mekânında ağırladık. Bilirsiniz Japonların karşılamaları farklıdır. 90 derece öne eğilerek merhaba derler. Gerçi özür dilemek, vedalaşmak, minnet gibi duygularını da aynı hareketle ifade ederler (Düşünsenize biz de bütün bu eylemler için merhaba dediğimizi, ne kadar saçma!). Neyse tabii biz de pürtelâş eğildik merhaba dedik. Bir baktım Japonlardan biri eğilirken benim göğüslerimi kalite kontrolden geçiriyor (Eğilince döpiyesten gözüküyor, yapabileceğim hiçbir şey yok). Hâlbuki o sırada bizimle görüştüğü için şükranlarını iletmesi gerekmiyor muydu? Tamam dedim, eğlence başlıyor.</p>
<p>Herkes masadaki yerini aldı. Başladık konuşmaya, tabii ilk konumuz kriz… İçimden kriz kelimesini Türkçemize kim taşıdıysa kendilerine sevgilerimi ilettim. Başlangıçlar/ara sıcaklar bitti, ana yemeğe geçiliyor. Türk Mutfağı, Fransız Mutfağı, Japon Mutfağı konuşuluyor. Türk-Japon Vakfı’nın gecesi için saat kararlaştırılıyor (11. Açılış Yıldönümü yarın akşam Bilkent-Ankara’da kutlanıyor, uçak saatimiz de belirlendi). Ama bizim Japon’un gözleri hala benim göğüslerimde… Ben de başlıyorum bizim Japon’u hayal etmeye… Ve ilk girişte tökezliyorum. Cümle şudur: ‘Acaba penisi nasıldır?’. İç sesimin verdiği cevap: ‘Çekiktir’!</p>
<p>İşte bir fantezinin daha sonu hüsranla sonuçlanıyor. Bütün gece gülmekten kendimi alıkoyamıyorum. Söylenen her cümleye gülerek karşılık veriyorum, tıpkı bir Japon gibi… Gece bitiyor yine her zamanki gibi Ojigi ile vedalaşıyoruz, bizim Japon’un aklı benim göğüslerimde kalıyor, bense çekik penisimle valenin arabamı getirmesini bekliyorum.</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/topukluayakkabi.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/topukluayakkabi.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/topukluayakkabi.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/topukluayakkabi.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/topukluayakkabi.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/topukluayakkabi.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/topukluayakkabi.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/topukluayakkabi.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/topukluayakkabi.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/topukluayakkabi.wordpress.com/10/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=10&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/profesyoneller-ligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ecac48552e41cbaa0d78b832a32715b4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">topukluayakkabi</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Cam kavanozun arkasındaki pencere&#8230;</title>
		<link>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/cam-kavanozun-arkasindaki-pencere/</link>
		<comments>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/cam-kavanozun-arkasindaki-pencere/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 13:15:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>topukluayakkabi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir kadının güncesi]]></category>
		<category><![CDATA[fanteziler dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[plaza hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[üst düzey yönetici]]></category>
		<category><![CDATA[Cam kavanoz]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[dahi]]></category>
		<category><![CDATA[gizli duygular]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[ofis kaçamakları]]></category>
		<category><![CDATA[stajyer]]></category>
		<category><![CDATA[Starbucks]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyen merdiven]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://topukluayakkabi.wordpress.com/?p=6</guid>
		<description><![CDATA[Büyük iş kulelerinde çalışmak dışarıdan bakıldığında çok fiyakalı gözükse de aslında doğal ortamından koparılmış kuzularla dolu bir kavanozdur. Her sabah yüz binlerce kuzu, ellerinde ‘Starbucks’ kutusu ile aynı yöne giden bir metroya binerler ve yüzlerce kavanozun bulunduğu bir merkezde inerler. Yürüyen merdivenlerde sanki çok önemlilermişçesine cep telefonlarıyla konuşur, griye boyanmış üniformalarıyla gurur duyarlar.  Bu cam [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=6&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Büyük iş kulelerinde çalışmak dışarıdan bakıldığında çok fiyakalı gözükse de aslında doğal ortamından koparılmış kuzularla dolu bir kavanozdur. Her sabah yüz binlerce kuzu, ellerinde ‘Starbucks’ kutusu ile aynı yöne giden bir metroya binerler ve yüzlerce kavanozun bulunduğu bir merkezde inerler. Yürüyen merdivenlerde sanki çok önemlilermişçesine cep telefonlarıyla konuşur, griye boyanmış üniformalarıyla gurur duyarlar.  Bu cam kavanozun tepesinde yer alan mıknatıslar sayesinde kendi kavanozlarına doğru çekilen kuzular, işlerine böylelikle varmış olurlar. Binanın bilmem kaçıncı katında kendilerine bir nimet gibi sunulmuş masalarına yerleştikten sonra büyük bir şevkle bilgisayarlarının ‘power’ düğmelerine basarlar ve ne kadar önemli olduklarını bir kez daha hatırlarlar.</p>
<p>İşte bu kuzuların bir bölümü de benim kuzularım… Her gün düzenli olarak izliyorum onları, çünkü benim işim bu. Kaderleri benim elimde; o yıl ne kadar kazanacakları, istedikleri evi/arabayı almaları benim bir sözümle belirleniyor. Komik değil mi? Bu mevkide olmak çok zevkli gibi gözüküyor, farkındayım. Ama size işin gerçeğini söylemem lazım: Her şey palavra, buna ben de dâhilim. Hayatın gerçekleri ne yazık ki bu yukarıda yazanlar ve yaşananlar değil.</p>
<p>Geçen hafta bir stajyer benim katımda işe başladı. Herkes onun neden bu katta işe başladığına anlam veremedi. Bu çocuğun onlar gibi katları neden tek tek çıkmadığını ben size açıklayayım. Bekâr, hoş bir bayanım, çok ünlü bir firmanın söz sahiplerinden biriyim ve evet, etrafımda yakışıklı bir erkeğin olması hoşuma gidiyor. Bu kadar basit işte… Kuzularımın hiçbirisi benim bu düşünceyle hareket etmeyeceğimi ve bu çocuğun da bir dahi olduğunu düşünüyor çünkü ben bir profesyonelim!</p>
<p>Bilseler ki İnsan Kaynakları Müdürü bana onlarca görüşme kaydı yolladığında, CV’sindeki fotoğrafı görüp sadece bu ‘dâhinin’ kaydını izlediğimi… Pazartesi günü İK Müdürü’nü ofisime çağırıp ‘Bu çocukta bir ışık var, onu alalım’ dediğimde; ‘Haklısınız ben de bu çocukta bir ışık gördüm, hem CV’si de çok etkileyici’ dediğini…  Oysa yüzlerce CV’den bir farkı yok, emin olabilirsiniz. Ama her erkekte olmayan bir özelliği var; poposu gerçekten çok güzel! Sanırım İK Müdürü de benim gibi düşünüyor, hayır demediğine göre…</p>
<p>Şimdi siz benim çirkin, sevimsiz bir kadın olduğumu düşünüyorsunuzdur. Çalışmaktan ve kariyer avcılığı yapmaktan evde kaldığımı… Üzülerek belirteyim, hiç de düşündüğünüz gibi değilim.</p>
<p>Haftanın 4 günü spor salonuna gidiyorum (şu aralar eve spor hocası çağırmak moda biliyorum, onu da yapabilirim ama spor salonu maceralarım ne olacak!), kazandığım tonla paranın bir bölümünü kozmetiğe ve kişisel bakıma yatırıyorum. Estetik ameliyata ihtiyaç duymayan hoş ve etkileyici bir fiziğim var. Bekârlığımın keyfini çıkartıyor, istediğim her şeyi yapıyorum. Kısacası günümü gün ediyorum. Tabii kimsenin bundan haberi yok, sizden başka…</p>
  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/topukluayakkabi.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/topukluayakkabi.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/topukluayakkabi.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/topukluayakkabi.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/topukluayakkabi.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/topukluayakkabi.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/topukluayakkabi.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/topukluayakkabi.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/topukluayakkabi.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/topukluayakkabi.wordpress.com/6/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=topukluayakkabi.wordpress.com&blog=7731872&post=6&subd=topukluayakkabi&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://topukluayakkabi.wordpress.com/2009/05/13/cam-kavanozun-arkasindaki-pencere/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ecac48552e41cbaa0d78b832a32715b4?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">topukluayakkabi</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>